Bozkırda Lüfer Düşü Bahsi
Nudiye Hanım çantayı sabah kasabadan şehre giden ilk minibüse verecek, kızı Zerrin de şehirde teslim alacaktı. Yeşil sarma yapraklarının yanı sıra, biraz fasulye ve salatalık da koymuştu. Rahmetli eşi Refik Bey kızınca öyle diyor diye bir türlü dili varıp da “hıyar” diyemediğinden beridir bahçedeki vişne ağacının hatırasını bitişiğindeki dut ağacına ulamış, sabah namazları sonrası seher […]
Asr-ı Seferî: Mürekkep
Okul bitmek üzereydi. Bir hâldir aldı Orhan’ı.Beş vakit namaz kılmak yetmiyordu Orhan’a. “daha” diyordu, “daha”. Şu konservatuara girmişti ya bir kere, ah girmişti işte bir kere. Olsun. Yapmak zorunda değildi ya bu mesleği. Zaten Türkiye şartlarında da çok iç açıcı tarafı yoktu gün itibariyle. Sen kalk, bozkırdan gel İstanbul’a, heves işte, konservatuar oku. Hey gidi […]
