Tanpınar: Zaman Köprüsünde Bir Yaşam Eşiği
Ahmet Hamdi Tanpınar’ı okurken insanın içine ince bir sükût çöker. Sanki kalabalığın ortasında birden durur, göğsüne muştulu bir ağırlık iner ve “ben neredeyim, zamanın neresindeyim, hangi çağdayım, dilim ne?” gibi sorular belirebilir. Sorular, yaşadığımız çağın gürültüsündeki tüm çitleri, tel örgüleri, bazen çamuru bazen dikenleri aşarak içimize düşer. Onun cümleleri, esasen bir romanın yahut denemenin sınırlarında […]
Sofra
“Oğuz orada sofra kurmuş, sofra kurmakla kalmamış, sofraya oturmuş!”
Müstakbele Müşterek Niyetler
“Olan olmuştur, olacak olan da olmuştur” diyen Amiş Efendi’ye rahmetle selam olsun. Miladi 6 Şubat 2023 şafağında, Levh-i Mahfuz’dan bölük bölük indi yere inenler. Pek çoğumuzun takvimleri değişti. Ajandalarda sayfalar yırtıldı. Kebikec, ilim oldu vukuat ketebesinde. Ömürler ömürlere, kaderler kaderlere karıştı. Tek bir kader oldu. Yer ile gök arasında bir Subhan irade ahirete açılan kapıları […]
Son Cümle
Yazının son cümlesini bir türlü tamamlayamıyordu. Kelimelerin yerlerini değiştiriyor, bazen bir kelimeyi kaldırmayı deniyor, başka söz ekliyor, kesiyor dikiyor fakat içine sinecek olan nihayete erdiremiyordu. Bu arada saat gece yarısını çoktan geçmiş, çay eskimiş ve kahve yapacak ne gücü ne de damağında yeri kalmıştı. Öte yandan seçim ortamı hızla ısınıyor, her geçen gün vakit daralıyor […]
Simya
90’lı yıllar…Halil İbrahim, bir nebze olsun istirahat etme gayreti ile sessizce şu ağacın altına çöktü. Düşündü. Gitmekten başka çare yoktu. Buralarda iş yoktu. İmkanlar kısıtlıydı. Okul, hastane zaten sıkıntı idi. Evet, gitmeliydi buradan. Hiç olmazsa çocukları okula gider, kendilerini kurtarırdı. Elbet zordu gurbet. Buradaki yaylaları, balı, çimeni, bu kerpiç evi bırakmak kolay değildi. Büyük şehirde […]
Ranza
Ferhat ne zaman çocukluğunun geçtiği mahalleden bir tanıdığa rast gelse, içindeki uçurumlardan hep aynı şelaleler kükrer, aynı kayalar patlar ve hep aynı ağaçlar devrilirdi. Bu yüzden kaçar, tekrar kaçar ve hep kaçar ama yine de bir atlı karınca üzerinden düşer gibi sol ayağı kayar ve o çamur dolu dehlizin orta yerine yüz üstü batar, bazen […]
Kuyu
Ali’nin dikkat çekmek gibi bir gayesi yoktu ancak kendini elinde olmayan bir hâlde açığa vuruyordu. Zira geceleri bir minder ve bir de tespihle yalnızca sobanın ateşinden vuran ışığın oynaştığı tavana anlattığı derdini, kendisi ve kitapları dışında bir de kalemi çekiyordu. Bu yüzden insana rast geldiğinde bu açık etme kaçınılmaz oluyordu. O gece telefonuna gelen mesaj […]
Kafes
Safran sarısı bir gün, dilsiz nakkaşın dikim yerlerine ince gri biyeler çektiği tablo gibi akmamacasına gelip durmuştu katran kıvamında semtin ufkuna. Zira gazeteci Tahir, babasından kalma bahçe evine dadanan zarif gelinciği görmek için çıktığı avluda kalp krizi geçirip ölmüştü.Adil, Tahir ölmeden evvel kahvede her gün birlikte tavla attıkları masaya oturdu. Gazeteleri karıştırmaya başladı. Televizyon açık […]
Fasl-ı Çark
Üzerindeki samanı ve tozu silkti. Bu harman dönemi de böylece geçmiş ve yarın şehre taşınacak olan eşyaların artık toplanma vakti gelmişti. Halil Bey plak çaları incitmeden iyi bir yere koymaları konusunda hanımı Selvinaz Hanım’ı ve çocukları özellikle uyardı. Yatak odasındaki tek vitrin olan dar fakat tahta tavana dayalı rafların içerisindeki ilmihalleri, birkaç kitap, mecmua ile […]
Bozkırda Lüfer Düşü Bahsi
Nudiye Hanım çantayı sabah kasabadan şehre giden ilk minibüse verecek, kızı Zerrin de şehirde teslim alacaktı. Yeşil sarma yapraklarının yanı sıra, biraz fasulye ve salatalık da koymuştu. Rahmetli eşi Refik Bey kızınca öyle diyor diye bir türlü dili varıp da “hıyar” diyemediğinden beridir bahçedeki vişne ağacının hatırasını bitişiğindeki dut ağacına ulamış, sabah namazları sonrası seher […]
Asr-ı Seferî: Mürekkep
Okul bitmek üzereydi. Bir hâldir aldı Orhan’ı.Beş vakit namaz kılmak yetmiyordu Orhan’a. “daha” diyordu, “daha”. Şu konservatuara girmişti ya bir kere, ah girmişti işte bir kere. Olsun. Yapmak zorunda değildi ya bu mesleği. Zaten Türkiye şartlarında da çok iç açıcı tarafı yoktu gün itibariyle. Sen kalk, bozkırdan gel İstanbul’a, heves işte, konservatuar oku. Hey gidi […]
